NAGİHAN YILMAZ - ÜMİT TAŞKIN - ERDEM AYNA - ELİF ÜSTÜN - YONCA KOYUNCU - HANİFE CANSUZ - RABİA YİĞİT - KAZIM YİĞİT - SEZEN ÖZEL - ENES AKKUŞ - YUNUS CAN AKGÜL - KAZIM TARAKCI - MERVE GÜRER - BURAK ÖZCAN - ENGİN CAN ATEŞ - HASAN FERHAN TEMUÇİN - ÖMER REÇBER - SONGÜL DEMİR - ARİF NUMAN GÖRAL - YASEMİN ATAK - ELİF AYDIN - ZÜHRA KOLİP - CİHAD DENİZ - YUSUF DOĞAN - ALİ YALÇIN - NİLÜFER GÜMÜŞTEKİN - BEYZA KÖKSAL - ÖZLEM EYÜPOĞLU - TARIK KARATAŞ - FATMA YILDIZ - DİLEK BÜLBÜL - EMRE KAAN ERKAL - UĞUR BİLGİÇ - RABİA DEMİRTAŞ - SEMANUR ÇELEBİ - UMUT ORHAN İMER - SEMİH YALÇIN - İBRAHİM HALİL HARRANOĞLU - KADRİYE TANRIVERDİ - RÜMEYSA TOKSA - GÜLŞAH KINI

 

Eğlence

 

 

 

Tıp ilmi
Hoca'ya sorarlar:
- Hocam, tıp ilmini bilir misin?
Hoca:
- Bilirim, der.
Ve bildiklerini kısaca özetler:
"Ayağını sıcak tut başını serin,
Kendine bir iş bul, düşünme derin."
Gönderen: Semih YALÇIN

Biz bu eve taşınmadık mı?
Hoca fakirdir, yoksuldur, ama ne hikmetse bir türlü evinde hırsız eksiz olmaz. Bir gün hocanın evine yine hırsız girer. Evine hırsız girdiğini fark eden Hoca, sesini çıkartmadan hırsızın evini terk etmesini bekler. Hırsız çıkıp gittikten sonra, evde kalan eşyaları sırtına yüklenip hırsızın peşine düşer. Hırsız bir evin kapısını çalar girer. Arkasından da Hoca kapıyı çalar. Kapıyı açan hırsız, Hoca'yı görünce hayret ve telaşla:
- Ne işin var burada adam? Burası benim evim deyince:
Hoca sakince cevap verir:
-Ya demek senin evin! Ben de eşyalarımızın buraya geldiğini görünce, bu eve taşındığımızı düşündüm de!
Gönderen: Semih YALÇIN

Ceza
Öğrenci sınıfa yeni gelmişti. İkinci günü öğretmenine sordu:
- "Öğretmenim, insana yapmadığı bir şey için ceza verir misiniz?"
- "Olur mu evladım?", dedi öğretmen. "Yapmadınsa ceza da olmaz. Niye sordun bunu?"
- "Efendim dün verdiğiniz ev ödevini yapmamıştım da ceza verirsiniz sanıyordum.."

Yazı-Tura
Temel üniversite sınavına girmiş. Her soruda yazı tura atarak cevapları vermiş. İki saat sonra öğrencilerin çoğu sınav kağıdını verip salonu terk etmiş, Temel hala yazı tura atıyor. Öğretmen gelip başına dikilmiş:
- "Temel hepsini yazı tura atıyorsun, hala bitiremedin mi?"
Temel:
- "Hocam bir saat önce bitirdim ama cevaplarımı kontrol ediyorum!"

Okula gitmek istemiyorum
Sabah anne, oğlunun odasına girdi ve onu uyandırdı. "Haydi oğlum, uyan artık. Okula geç kalacaksın..." Oğlu, yarı açık gözlerle annesine baktı ve uykulu bir sesle "fakat anne, bugün okula gitmek istemiyorum" dedi. Anne, oğlunun isteğine karşı çıktı: "Okula neden gitmek istemiyormuşsun bakayım?" dedi. "İki ciddi neden söyle bana..." Oğlu bir yandan esnerken, bir yandan da annesini yanıtladı: "Okuldaki tüm öğretmenler benden nefret ediyorlar, biiir... Tüm öğrenciler de nefret ediyorlar, ikiii... Bu iki ciddi nedenim yeter mi, anne?"
Annesi oğlunun nedenlerini geçerli bulmadı; "bunlar okula gitmemen için neden olamaz" dedi. "Şimdi hemen kal ve çabuk hazırlan..." Bu kez oğlu iki ciddi neden göstermesini istedi annesinden: "Sen de bana, okula kesinlikle gitmemi gerektirecek iki ciddi neden gösterebilir misin, anne?" dedi.
Sabrı tükenme noktasına gelen anne, oğlunun üstündeki yorganı hızla çekti ve oğlunun istediği iki ciddi nedeni ondan sonra açıkladı: "Birinci ciddi neden, 52 yaşında koskoca bir adamsın..." dedi şöyle devam etti: "İkinci ciddi neden ise, sen okulun müdürüsün, oğlum..."

Türkçe
Türkçe dersinde öğretmen sordu:
- "Ben güzelim, dediğim zaman bu hangi zaman formundadır?"
- "Geçmiş zaman öğretmenim."

Anahtar
Bir gün deliler hastanesinde doktor, delilerin iyileşip iyileşmediğini anlamak için duvara bir kapı çizmiş. Deliler bu kapıyı açmaya çalışıyorlarmış. Delilerden biri kıs kıs gülüyormuş. Doktor, bir delinin iyileştiğini sanarak sevinçle yanına gitmiş.
Deliye sormuş; "Sen neden gülüyorsun ?" O da " Onlar o kapıyı açamazlar, çünkü kapının anahtarı bende" demiş.

Köprü
Boğaz Köprüsü'nü Türk, Alman ve Japonlardan oluşan bir heyet yapmış. Fıkra bu ya... Köprünün açılışı yapılırken, büyük bir gürültüyle köprü çökmüş.
Japon "Gitti bütün emeklerim. Mahvoldu kumlarım" diyerek harakiri yapmış.
Alman, "Gitti çeliklerim, tonlarca çeliğim mahvoldu" diyerek silahıyla intihar etmiş. Tüm bu olanları şaşkınlıkla izleyen müteahhit Temel ise derin bir "Ohhh " çekerek, yandakilere "Çok şükür" demiş:
- İyi ki çimento koymamışım! Yoksa ben de bunlar gibi mahvolurdum !..

Kaçak Yolcu
Bir İngiliz, bir Fransız, ve Temel, gemiye kaçak binmişler. Üçü de, ambarda buldukları çuvalın içine saklanmışlar. Gümrük polisi gelip çuvallara teker teker süngü sokmaya başlamış.
İngiliz " miyav, miyav" diye ses çıkarınca, polis çuvaldakini "kedi" sanıp öteki çuvala geçmiş.
Fransız da " hav, hav " diye ses çıkarınca, onu da köpek sanmış.
Polis üçüncü çuvala süngü batırınca, bu kez Temel ses vermiş :
- Patates, Patates !..

Dayak
Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlanır:
- "Oğlum ne oldu gözüne? Düştün mü yoksa?"
- "Hayır düşmedim. Arkadaşım Orhan'la dövüştük. Ben de yarın onun gözünü şişireceğim!"
Annesi oğlunu yatıştırmaya çalışır:
- "Sakın ha! Dövüşmek iyi birşey değil. Ben sana yarın pasta çörek vereyim. Arkadaşına da ver, barışın. Güzel güzel oynayın olmaz mı?"
- "Olur anneciğim, barışırız."
Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü. Annesi merakla sordu:
- "Yine ne oldu?"
- "Arkadaşım yaptı; daha çok pasta, çörek istiyor!"

Savaş
Tarih dersinde öğretmen birini tahtaya kaldırmış ve sormuş:
- "Oğlum Sakarya savaşını kim yaptı?"
Çocuk hemen yanıtlamış:
- "Hocam vallahi billahi ben yapmadım."
Hoca çıldıracak... sinirle dışarıya çıkmış, koridorda Matematik öğretmenini görmüş ve durumu Matematik öğretmenine anlatmış:
- "Hoca hanım bu öğrenciler beni çıldırtacak; Sakarya savaşını kim yaptı diye soruyorum, vallahi billahi ben yapmadım diye yanıt veriyorlar, çıldıracağım..."
- "Hocam üzülmeyin çocuktur bunlar, hem yaparlar hem de yapmadım derler..."
Tarihçinin sinirleri iyice tepesine çıkmış ve soluğu müdür beyin odasında almış.
- "Müdür bey bu nasıl bir okul, ne öğrencisinde hayır var ne de öğretmeninde; öğrenciye Sakarya savaşını kim yaptı diye soruyorum, ben yapmadım diyor, öğretmene durumu anlatıyorum bunlar çocuktur hem yaparlar hem de yapmadım derler diyor, kafayı yiyeceğim."
Müdür:
- "Siz hiç kendinizi üzmeyin hocam bunda merak edilecek bir şey yok, şimdi Bakanlığa bir yazı yazar ve Sakarya savaşını kimin yaptığını sorarız..."
Tarih öğretmeni aldığı yanıt ile oracığa yığılıp kalmış ve müdürden bir hafta izin almış.
Bir hafta sonra Bakanlıktan bir yazı: "Bu yıl ödenek olmadığı için Sakarya savaşı yapılamayacaktır. Bilginize..."

Kaynama Noktası
Öğretmen,öğrencisine sordu.
- Su kaç derecede kaynar?
- Doksan derecede...
Bu söz üzerine arka sıralardan Ali, ayağa kalkarak bağırdı.
- Doğru değil öğretmenim, doksan derecede kaynayan dik açıdır

Çeviri
İngilizce dersinde öğretmeni çocuğa sordu,
- Oğlum, sana Türkçe bir cümle vereceğim, sen bunu İngilizce'ye çevireceksin...
Çevireceğin cümle, "Çocuk, koştu koştu, denize düştü, boğuldu..."
Öğrenci yanıt verdi,
- The boy tıkıdık, tıkıdık, culup, glu, glu...

İlk Gün
Okula yeni gelen öğretmen ilk dersinde öğrencilere ilginç bir çağrıda bulunmuş:
- Kendini geri zekalı hisseden varsa ayağa kalksın...
Sınıfta çıt yok. Nihayet biri kalkmış:
- Sen kendini geri zekalı mi hissediyorsun?
- Hayır, demiş çocuk, ama sizin tek başına ayakta kalmanıza gönlüm razı olmadı da...

Anlat bakayım.
Ahmet okuldan eve çok mutlu bir halde gelir. Annesi bu mutluluğunun belli bir nedeni olup olmadığını öğrenmek ister ve;
- Okulda neler yaptınız anlat bakalım, çok neşeli görünüyorsun...
- Patlayıcı madde imal ettik.
- Peki yarın ne yapacaksınız okulda?
- Hangi okulda?..

Tren
Temel bir gün trenle seyahate çıkar ve geri döndüğünde istasyonda arkadaşını görür.
- Uyy Dursun, trende tersine gittim midem bulandı başım ağrıdı.
- E kardeşim insan karşısındakiyle yer değiştirmez mi?
- Onu bende düşündüm. Ama kimse yoktu ki karşımda......

 

©2006 İstanbul Bayrampaşa - Cevatpaşa İlköğretim Okulu 5/A Sınıfı resmi web sayfasıdır.