1-
Çocuğunuza zaman ayırın. Çocuğunuzla birlikte geçen zaman asla boşa
harcanan zaman değildir.
2- Çocuğu sevmek, onunla ortak faaliyetlerini paylaşmak, onunla oyun
oynamaktır. Çocuğu sevmek sözle sevgiyi ifade etmenin ötesinde,
eylemle bu duyguyu ona yaşatmaktır.
3- Çocuğunuzla birlikte olduğunuz zaman tüm dikkatinizi ona
yoğunlaştırın. Bu nedenle de, bir işle meşgulken değil kendinizi
rahat hissettiğinizde çocukla ilgilenerek anne ya da baba olmanın
zevkini çıkarın.
4- Aşağılamak, suçlamak, çocuk adına karar vermek yerine, çocuğu
dinleyin.
5- Dinlendiğini gören çocuk kabul edildiğini, dolayısıyla
sevildiğini düşünen çocuktur.
6- Göz kontağı kurarak, gülümseyerek kabul belirtisini beden diliyle
pekiştirin. Böylelikle çocuk kişiliğine saygı duyulduğunu düşünerek
iletişimini sürdürür.
7- Anne ve babasının kendisini dinlediğini gören çocuk duygularını
ifade etme olanağı bulur. Aldığı tepkilerle “Anlaşıldım” duygusunu
yaşar. Böylece rahatlar.
8- Çocuğunuza karşı tutarlı olun. Kendi içinizde çelişkili
davranışlarda bulunmanız ya da anne ve babanın birbiriyle çelişen
biçimde davranması, çocuğu doğruyu bulma konusunda zorlar.
9- Çocuğunuzu başka çocuklarla karşılaştırmayın. Çocuk, anne ve
babası tarafından önemsenmek, değerli bir insan olarak kabul edilmek
ihtiyacındadır. Onun başka çocuklarla karşılaştırılması, kendini
değerli bir insan olarak görmesini engeller. Çocuğun kendine özgü,
bağımsız bir birey olarak kabul edilmesi, ruh sağlığının temelini
oluşturur.
10- Çocuğunuzun başarılı girişimleri, onu yeni başarılara yöneltmek
ve öğrenme arzusunu pekiştirmek amacıyla desteklenmelidir. “Aferin!
Çok güzel oluyor! İstersen bir kez daha deneyebilirsin” gibi sözler
çocuğu cesaretlendirir. Tersine “Beceriksiz, o öyle değil böyle
yapılır. İyi bak ta öğren” şeklindeki, eleştiri içeren sözler ise
kırıklığa uğratır ve yeni girişimlerden alıkoyar. Kısaca, merakını
gidermek için yeterli kapasiteye sahip olduğu konusunda çocuğu
teşvik edin, bunu sağlamak için fırsatlar oluşturun ve bu fırsatları
değerlendirmesi için onu cesaretlendirin.
11- Doğumundan başlayarak dış dünyayı kendi olanaklarıyla keşif ve
icatlar yaparak tanımaya çalışan çocuğa, fırsat ve ortam hazırlayın.
12- Bir şeyi başarması konusunda aşırı bir beklenti içinde olmayın.
Beklenti düzeyinizin ölçüsü, çocuğun kapasitesi ve bireysel
özellikleri olmalıdır.
13- Çocuk eğitiminde öyle bir çizgide durmalısınız ki çocuğunuz hem
her an sizi yanında hissederek destek bulmalı, hem de sizi hiç
görmeyerek kendini özgür hissetsin.
14- Çocuğunuzun sorununu kendi kendine çözmesine fırsat tanıyın.
15- Çocuğun duygu ve ihtiyaçları hakkında konuşun. Karşılıklı olarak
bulacağınız çözüm yolları arayın.
17- Güven duygusu, özgür ve demokratik aile ortamlarında, olayların
nedenlerini açıklayan anne ve baba yaklaşımıyla gelişebilir. Baskıcı
ortamda, uyguladıkları kuralların nedenlerini çocuklarına açıklama
gereği duymayan ailelerde, yeterince gelişemez.
18 -Çocuk kendi görevleriyle baş başa kalmalıdır. Onun görevini
üstlenip, sorununu çözmeye kalkışan anne ya da baba, yaşamları
süresince böyle bir bağlantının altına girmiş olur. Bu nedenle çocuk
dersini çalışırken ebeveynden aynı masayı paylaşmaması beklenir.
Ancak anlaşılmayan sorular için çocuk ebeveyne başvurabilir. Ödevini
yapmadığı zaman çocuk kendi sorununu öğretmeni karşısında kendi
başına çözebilme yollarını bulmalıdır.
19 -Başarıda önemli bir faktör çok çalışmak değil etkili ve verimli
çalışmaktır. Bu nedenle çocuğa zamanı iyi kullanmasını ve
yönetebilmesini öğretin. Programını öyle yapsın ki ders yapmanın
yanı sıra bir etkinliğe de zaman kalsın.
20 -Eğer çalışma davranışının sıklığı arttırılmak isteniyorsa,
çalışma, hoşlanılan ve sık yapılan bir başka etkinlikten önceye
alınır. Bu kurala göre çocuğun hoşlandığı işi yapabilmesi için önce
belirli miktarda ders çalışması gerekeceğini düşünmesine yardımcı
olunan birey bunu planlamış olacaktır.
21 -Başarıda ölçü başkaları değil, bireyin kendisidir. Doğru olan
başkalarıyla yarışmak yerine bireyin kendisiyle yarışmasıdır. Eğer
çocuk bugün, düne oranla olumlu bir değişim göstermişse bu başarı
sayılmalıdır. Siz anneler ve babalar şunu aklınızdan kesinlikle
çıkarmamalısınız: “başarısızlık” diye bir şey yoktur. Yalnızca
“öğrenilecek dersler” vardır. Büyüme, bir bilgi kazanma,
deneme-yanılma, cesaret gerektiren deneyimler sürecidir.
Başarısızlıkla sonuçlanan girişimler de, o son başarıyı getiren
hamle kadar değerli ve katkılıdır. Bu nedenle çocuğunuzu
başkalarıyla kıyaslamayın. Çocuğun başarısı elinden gelenin en
iyisini yapmaktan kaynaklanmaktadır.
22 -Çocuğunuzu çok iyi tanıyarak “beklenti düzeyinizi” gerçekçi
kılın. Kendi hayal gücünüzü çocuğa sığdırmaya çalışmanız kimseye
yarar sağlamaz.’’Ebeveynin yüksek beklentisi’’çocuğun cesaretini
kırar. Ebeveyni hayal kırıklığına uğratma telaşı ise, çocukta
başarısızlık kaygısına neden olabilir.
23 -Çocuğa yapabileceğiniz en büyük yardım ilgi ve yetenekleri
doğrultusunda, onu yönlendirmenizdir. Çocuğu, başarılı kardeş veya
arkadaşlarıyla kıyaslamak, aşağılamak, yarar yerine zarar getireceği
unutulmamalıdır.
24 -Bütün bu bilgilerin ışığı altında; çocuğunuzu olduğu gibi,
kendisi olarak görmeyi öğrenin. Kapasitesine ve bireysel
özelliklerine en uygun öğretim yöntemini bırakın nasıl seçmişse o
yolda destekleyin.
25 -Anne ve baba olarak geçmiş okul yaşantınızdaki başarılarınızı
çocuğunuzun tekrarlamasını beklemek ya da elde edemediklerinizi
çocuğunuzu zorlayarak elde etmeye çalışmak, sadece kendinizi tatmin
etmekten öte bir işe yaramaz.