|
|
Rehberlik
Veliler İçin
Öğrenciler İçin
|
|
SANA BABALARIN YAYGIN TUTUMLARI VE BU TUTUMLARIN ÇOCUKLARIN KİŞİLİK
GELİŞİMLERİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
ŞİDDETLİ RET EDİCİ ANA BABA TUTUMU
Ret etme ,bir anlamda çocuğun bedensel ve ruhsal gereksinmelerini
karşılamayı aksatacak kadar çocuğa karşı düşmanca duygular
beslenilmesidir.
Şiddetli ret edici tutumu olan ailelerde çocuğa karşı düşmanmış gibi
davranılır. Şefkat,sevgi,sıcaklık verilmez. Öz evlatları olduğu
halde anne baba tarafından çocuk üvey evlat muamelesi görmektedir.
Bazen sadece anne bazen de sadece baba çocuğu ret eder. Ama genelde
aile içinde çocuğa soğuk davranılır.
Beğenilmez ve devamlı her yaptığı eleştirilir.Çocuğun eksik ve
yanlış davranışları araştırılır.Çocuğa baskı yapmak için her türlü
fırsat kollanır.Çocuğun iyi yönleri değil de devamlı kötü yönleri su
yüzüne çıkarılır. Her türlü angarya bu çocuğa yıkılır. Bazen diğer
çocuklar da bu muameleden nasiplerini almaktadırlar.Ama genel de
günah keçisi olarak bir çocuk seçilir. Ret edilen çocuğa evdeki
diğer çocuklardan farklı davranılır.
Aile sıcak,sosyal ve güven verici havadan kesinlikle yoksundur.Aile
içi yaşam gerilim,çatışma ve kavgalarla doludur.
Anne baba çocuğu sevmemekte ,anlamamakta ve onu diktatörce yönetmeye
çalışmaktadır.
Yukarıda sayılan bu anne baba davranışlarının çok farklı sebepleri
vardır. Çocuk evlilik dışı,istenmeyen bir bebek olabilir.Henüz anne
baba bir çocuklarının olmalarına kendilerini , madden ve manen hazır
hissetmiyor ola- bilirler. Çocukta bedensel ve ruhsal açıdan bir
engel veya özür olabilir.Anne baba hayal kırıklığı ve suçluluk
hissediyor ve suçu direk çocuğa yüklüyor olabilirler. Anne ya da
baba çocuğa aşırı düşkünlük gösterip eşini ihmal ediyor
olabilir.İhmal edildiğini düşünen eş çocuğu kendisine rakip olarak
görebilir.Çocuğu kıskanabilir.Bu nedenle çocuğa karşı düşmanca
davranabilir.Ayrıca çalışan bir anneyse çocuk bir müddet annenin
çalışmasına engel olacak ve ilerlemesini durduracaktır.Bu nedenle de
annenin çocuğu kabullenmesi güçleşecektir.Bazen de çocuğun aile
üyelerine benzemiyor olması veya anne babanın sevmediği bir ferde
benziyor olması gibi daha bir çok farklı sebep anne babanın çocuğu
ret etmesi konusunda söylenebilir .Ama bunlar sadece bahanedir.
Hiçbir bahane çocuğu ret etme konusun da kabul edilir olamaz
Şiddetli ret edici ailelerde çocuk horlanıldığı gibi istenilmediği
de açık ve net olarak çocuğa belirtilir.Çocuk ele geçen ilk fırsatta
aileden uzaklaştırılmaya çalışılır.Büyükanne büyükbaba gibi aile
büyüklerinin yanına gönderilir.Veya çok küçük yaşta çalıştırılmaya
başlanılır.
Şiddetli ret edici anne baba tutumlarının çok ileriki boyutlarında
ne yazık ki, çocuklar birinci yaşına varmadan ölmektedirler.
ŞİDDETLİ RET EDİCİ
ANNE BABA TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI
ETKİLERİ
Şiddetli ret edici aile ortamında yetişen çocuklar yardım
duygusundan uzaktır.Psikopat eğilimlidirler . Sinirli,agresif bir
yapıları vardır.Duygusal kırgın- lıkları sıklıkla
yaşarlar.Hayvanlara ve özellikle kendilerinden küçük insanlara karşı
düşmanca davranırlar.
Sevgiye en çok muhtaç olduğu zamanlar da ret edildiği, horlandığı
için çocuğun ruhu derinden yara alır. Şiddetli bir şok
geçirebilir.Bu tür ailelerde yetişen çocuklar çeşitli psikolojik
bozukluklara ve intihara yatkındırlar.
Çocuk kötü muameleye maruz kalmamak için anne ve babaya karşı
edilgen ,uysal ve erdemli olmaktadır. Çünkü direnecek gücü yoktur.
Fakat içten içe anne babaya karşı düşmanlık duyguları
geliştirmektedir.
Çocuk korkaktır. Hayal kırıklığına uğramıştır.Çünkü çevresindeki
diğer anne babaların çocuklarına nasıl davrandıklarını görmektedir.
Hiçbir zaman kendisine ait bir güven duygusu
geliştiremeyecektir.Güven duygusunu oluşturacak ortamdan her zaman
yoksun kalmıştır.En yakınları dahi kendisiyle ilgilenmemiştir.
İleriki dönemlerde inatçılık,hırçınlık,uyumsuzluk,çete ele başlığı
ve çetelere üye olma,yasa dışı eylemlerde
bulunma,depresyon,nevrozlar ve intihar eğilimleri görüle
bilinir.Kendi dışındaki insanlarla yeterli iletişimi kuramadığı için
saldırganlığını kendisine yöneltmektedir. Şiddetli ve aşırı bastı-
rılmış duygular nedeniyle dengesiz bir kişilik sergilemektedirler.
KAYITSIZ VE PASİF
ANNE BABA TUTUMU
Pasif ve kayıtsız ebeveyn ,çocuğun davranışları karşısında "ilgisiz
ve kayıtsız" davranışlar sergileyen anne babadır. Onlar için çocuğun
varlığı ve yokluğu belli değildir. Bu gruba giren anne babalar hoş
görü ile boş vermeyi birbirine karıştırmaktadırlar.
Anne baba çocuğa karşı çocuğun kendisini rahatsız hissedecek kadar
kayıtsız kalabilmektedir.Çocuğu ihmal eden anne baba zorunlu olduğu
zamanlarda, çocukla yüzeysel bir ilişki kurabilmektedir.
Çocuk anne babayı rahatsız etmediği müddetçe ,görünürde çocukla
ilgili pek bir problem yoktur.Eğer çocuk anne babayı rahatsız eder
ve onların yollarına çıkıp engel teşkil ederse ,anne baba çocuğa
karşı düşmanca bir tutum ve tavır takınır. Çocuğu düşman kuvvet ilan
ederler.Daha sonra ise çocuğa karşı yine kayıtsız tutum sergilerler.
Anne babaların kişilik yapıları değişkendir.Rahat ,sessiz
,vurdumduymaz pasif oldukları gibi saldırgan da olabilirler.
Bazı anne babalarsa çocuğa karşı kayıtsız kalmanın ona ilgi ve sevgi
vermemenin doğru olduğunu düşünmektedirler. Niçin böyle düşünür- ler?İhtimaller:
"Çocuk şımarabilir.Yarın öbür gün anneyi anne babayı da baba olarak
bilmez.Evde anne babanın otoritesi sarsılır.Doğru anne baba tavrı
böyle olmalıdır.Çünkü benim annemde babamda bize böyle
davranırdı..."Gibi hiçbir bilimsel gerekçesi olmayan düşünceler
nedeniyle istemelerine rağmen çocukları ile yakın ilişki kurmaktan
kaçınırlar.Yıllar sonra yaptıkları hatanın farkına varırlar ve bu
hatayı telafi edebilmek için "Oğlumla/Kızımla yaşayamadım ,bari
bunları torunlarımla yaşayayım" düşüncesiyle torunlarına karşı aşırı
sevgi gösterisinde bulunurlar.Torunlarının sevgilerini kazanmak için
rüşvet verirler.Çocuklarının koydukları kurallarda hafif delikler
açarlar ve torunlar için sığınılacak bir liman gibi olurlar.Ama tüm
bu telafi çalışmaları çocukların geçmişte alamadıkları sevgiyi
onlara geri vermez.
Ülkemizde bazı bölgelerde hala geçerli olan bir geleneğimiz var-
dır."Büyüklerin yanın da çocuk sevilmez,öpülmez,kucaklanmaz hatta
öyledir ki, çocuk ağlıyor olsa dahi büyüklerden izin alınmadığı
müddetçe çocuğa bakılmaz." Nedir bu geleneğin mantığı?....
DEĞİŞİM İÇİN BİR
BAŞLANGIÇ YAPMANIN ZAMANIDIR.
NEDEN BU GÜN OLMASIN?
KAYBEDEBİLECEĞİNİZ HİÇ BİR ŞEY YOK .
AMA KAZANACAĞINIZ ÇOK ŞEY VAR.
ÇOCUKLARIMIZ...
Yukarıda anlatılan, kayıtsız,pasif ve ilgisiz anne babaların
tutumlarının çeşitli nedenleri vardır.Kısaca bu nedenler şunlar
olabilir:
Çalışma hayatının yoğun temposu nedeniyle anne babalarda oluşan
aşırı yorgunluk ve çocuklara ayırabilecek zamanın çok sınırlı
olması, ayrılan zamanın da etkin kullanılmayışı,çocuk bakımını
annenin dışındaki büyükanne veya büyükbabanın üstlenmesi,evde
bakıcının bulunması ve bunların çocuğu anne babayla paylaşmak
istememeleri,çocuğun her işinin bu kişiler tarafından yapılıyor
olması,çocukla paylaşımın az olması,çocuktan uzak yaşanılıyor
olması,anne baba olmak için fiziksel,ruhsal ve bedensel açıdan hazır
bulunuşluk seviyesinde bulunulmaması,anne babanın aralarında ki
problemlerle çok fazla haşır neşir olmaları ve bu problem yumağında
çocuğu yok saymaları,çok fazla çocuğa sahip olunduğu için gerekli
ilginin gösterilmemesi gibi daha bir çok nedenler sayılabilir. Ama
hangisi çocuğunuzu kaybetmeniz için yeterli neden olabilir?
KAYITSIZ VE PASİF
ANNE BABA TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI
ETKİLERİ
Kayıtsız ,ilgisiz ve pasif anne baba tutumuna maruz kalan çocuklar
kendilerine yöneltilen düşmanlıktan daha çok ilgisizliğe karşı
savaşmaktadır- lar.İhmal edilmiş bir kimse olarak ,ana babanın
ilgisini çekmek için çoğu zaman kötü davranışlar sergilerler.Çünkü
uslu duran, problem çıkarmayan çocukla çoğunlukla kimse ilgilenmez.
"Ağlamayan bebeğe meme verilmez" deni- lir.Bundan çıkardığımız sonuç
şu ki :"Çocuk doymak istiyorsa ağlamalıdır." "Anne babamın ilgisini
çekmek istiyorsam yaramazlık yapmalıyım.Uslu durduğumda benimle
ilgilenmiyorlar.Küçükte olsa yaramazlık yapınca evde İlgi noktası
ben oluyorum" düşüncesi çocukta yerleşir.Çocuğun ceza alması dahi
kısa bir müddet için var olduğunu hissettirdiği için, ceza ödül
durumuna geçmektedir.Çocuklar agresif,saldırgan ve suça yönelik
davranışlar göstere- bilirler.Çünkü anne baba çocuğun olumlu değil
de olumsuz davranışları pekiştirilmektedir.Oysa çocuk uslu durduğun
da söylememiz gereken küçük sözler vardır."Aferin oğluma/kızıma bak
nasıl da uslu uslu kendi başına oynuyor. Kimseyi rahatsız
etmiyor."Şeklinde davranışlar çocukta pekiştirilmiş olsa emin olun
bir müddet sonra çocuğunuzun davranışları olumlu yönde değişecektir.
Davranışı değiştirmek istiyorsanız önce olumlu olanları pekiştirin
çocukla iyi bir iletişim kurduktan sonra çocuğun olumsuz
davranışlarına yönelin.Önce kolaylıkla düzeltebileceğiniz
davranışlardan başlayın.İlerleme kaydettikçe çocuğa manevi ödüller
vermeyi unutmayın.
İlgisiz bir ailede büyüyen çocuğun tek amacı birazcık şefkat
alabilmek dikkat çekmek ve varlığını ispatlayabilmektir. Daha
ileriki yıllarda ev ortamında bulamadığı ilgi ve sevgiyi dışarıda
arayacaktır.Ufakta olsa sevgi mesajını farklı yorumlayacak ve
sığınılacak bir liman arayacaktır.
Çocuk büyüdükçe aile ile çatışmaları artacak,aileden intikam alma
yolarını arayacaktır.Yaşı ilerledikçe aileden uzaklaşacaktır.Anne
babanın ilgiye bakıma muhtaç olduğu zamanlarda onların yanın da
olmayacaktır.Çünkü kendisinin ilgiye sevgiye ihtiyacı olduğu
zamanlarda anne baba tarafından bu ilgi ve sevgi ondan
esirgenmiştir.
BASKICI, OTORİTER,
KATI VE SIKI ANNE BABA TUTUMU
Çocuğunu ,kendi ideallerinde yaşattığı kalıplara uygun küçük bir
yetişkin yapma çabasıyla ,yola çıkan ana babaların çoğunlukla
katı,baskıcı ve hoşgörüsüz bir tutum içinde olduklarını
görürüz.Çocuğumuz bizden yaşça be- dence ve ruhça küçük olabilir
fakat bu çocuğumuzun bizim bir model küçüğü- müz olması anlamına
gelmez.O henüz bir çocuktur.Evet çocuktur.Yaramazlık ve hatalar
yapması kadar doğal olabilecek ne olabilir ki?Çocuğun isteği sadece
çocukluğunu yaşayabilmektir.Söyler misiniz.Çocuğunuz çocukluğunu
şimdi yaşamayacak da ne zaman yaşayacak? "Yaşamadığım çocukluğumun
hesabını kimden soracağım? Kim bilir?" diyor şair.Katı,baskıcı
eğitim tarzını benimseyen ailelerdeki bu şansız çocukların hiçbir
zaman çocukluğunu yaşama fırsatları olmaz.Evde askeri bir sistem
hakimdir.Kalkış saat 07.30,kahvaltı saat 08.00,....en geç yatış
saati 21.30 tur.Askerlerin dahi hafta sonu programları farklı olduğu
halde, evin düzeni değişmesin diye çocukların bu programın da
değişiklik yapılmaz. Katı baskıca eğitim tarzını benimseyen
ailelerdeki bu şanssız çocukların hiçbir zaman çocukluklarını yaşama
fırsatları olmaz . Onlar her zaman "Çocuk yetişkin" olurlar. Bu tür
çocuklara toplumu-muzda" Büyümüşte küçülmüş" denilir.
Anne babanın gözleri sürekli bu çocukların üzerindedir.
Davranışlarında oturuşlarında, kalkışlarında, konuşmalarında
,gülmesinde, yemesinde ,içme-sinde kısaca çocuğun yaptığı her türlü
harekette bir kusur bir yanlış arayıp dururlar. Sürekli kusur
aradıkları içinde çocuk devamlı tetik altındadır. Streslidir."Acaba
yine mi hata yaptım?Yoksa yaptığım yanlış mı? Annem babam bunu
duyarsa ne der ?"Kaygısını çocuk devamlı yaşar. Devamlı tedirgin
olduğu içinde (çocuk bu durumdayken) ,anne baba hata bulmakta hiç de
zorlanmazlar. Çocuğa sürekli kızıp , azarlarlar.Onu hor
görürler.Çeşitli olumsuz özelliklerle çocuğu nitelendirirler. Hatta
daha da ileri giderek "Çocuğumu eğitiyorum, terbiye ediyorum ."
Mantığıyla çocuğa bu tür ailelerde şiddet uygulanır. Böylece çocuğu
kendi istedikleri kalıba sığdırmak için devamlı zorlayıp dururlar.
Yaptırım gücü anne babadadır. Onlar devamlı haklı kısım- dadırlar.
Anne baba isteklerinden en ufak bir ödün vermek istemezler. Çocuğu
anlama çabasını hiç göstermezler. Belki sonuçta çocuğun aileye
gösterdiği direnç kırılır ve ailenin istediği kılıfa , kalıba zorda
olsa çocuk girer. Aile istediği gibi uzaktan kumandalı bir çocuğa
sahip olur. Ama geriye çocuktan çok fazla bir şey kalmaz. Anne baba
başarıya ulaşmıştır. Ama silik kişilikli bir çocukları olmuştur bu
arada....
Baskıcı, otoriter, katı, sıkı ailenin verdiği eğitim de ceza her
zaman ön plandadır. Ayrıca çocuğun işlediği suçla ceza orantılı
değildir. Genelde "Ona iyi bir ders olsun,bir daha ömür boyu bu
hatayı yapmasın, diğer çocuklara da örnek olsun." Düşüncesinden yola
çıkılarak çocuğa verilen cezalar çok ağır olur. Ailenin verdiği
disiplin çocuğu bunaltır,sıkar, hatta hayattan usandırır. Çocuğun en
doğal hakları dahi aile üyeleri tarafından çocuğa uslu olmasının bir
ödülü olaraktan verilir. Çocuktan yaşının üstünde bir olgunluk
beklenir. Ve çocuğa özgürlük kesinlikle verilmez .
BASKICI, OTORİTER,
KATI VE SIKI ANNE BABA TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE
KALICI ETKİLERİ
Anne babanın çocuğu sürekli eleştiriyor olması çocuğu çekingen yapar
. Çocuk attığı her adımda yanlış yapma korkusu içindedir.Duygularına
ve isteklerini önem verilmediğini görerek, bunları içinde tutmaya
çalışır. Duygu ve düşüncelerini içine atarak onları bastırır.
Çocukla anne baba arasındaki iletişim daima yüksek gerilim hattı
gibidir. Çocuğun oyundan birkaç dakika geç gelmesi yemeği üzerine
damlatması vs. gibi küçük olaylar bile büyük çatışmalara sebep olur.
Çoğu kez çocuk kendisinden bekleneni ailesine veremez. Çocuğun bir
yandan içinden gelen doğal çocukluk eğilimleri ve diğer yandan
bunlara zıt aile kalıpları varsa çocuk iki eğilim arasında sıkışıp
kalmaktadır. Bütün bu yaptırımlar , zorlamalar çocuğu kıskaç gibi
sıkar. Kurtulmak için çeşitli çareler aramasına neden olur. Çocuğun
her çare arama girişimi çoğu kez ailenin yeni ve daha ağır
baskılarıyla cevap bulur. Yeni çareler... yeni cezalar... yeni
azarlar... ve giderek daha da şiddetlenerek artmaktadır. Bütün
bunların sonunda çocuk kendi iç dengesini yitirir. Ya tümüyle
çığırından çıkar ve ele avuca sığmaz yada tamamen renksiz,
kişiliksiz , varlığı yokluğu belli olmayan birisi haline gelir.
Çekingendir. Başkasının etkisinde kolaylıkla kalabilir. Kim nereye
çekerse o tarafa yönelir.Çünkü artık kendisine ait bir şey
kalmamıştır. İnsanlar tarafından kolay kandırılır, kullanılır. Aşırı
hassas, kırılgan ve hastalıklı bir kişilik yapısı görülebilir.
Aşağılık duyguları gelişmiştir.
Suçlayan, cezalandıran,sürekli çocuğun her yaptığına karışan anne
babanın çocukları kolayca ağlayan çocuklardır.
DENGESİZ,KARARSIZ
VE TUTARSIZ ANNE BABA TUTUMU
Çocuk eğitiminde tutarsızlık çok yönlüdür.Çocuğun belli bir
davranışı kimi zaman hoş görülmesi kimi zamanda aynı davranış
yüzünden ceza alması çocukta cezanın anlamı ve suçun niteliği
hakkında kuşkular uyanmasına neden olur.Acaba çocuğun bu davranışı
anne babanın belirli bir anında, örneğin işten yorgun argın
geldiklerinde,sinirli olduklarında veya evde misafir olduğunda mı
yanlıştır? Sakıncalıdır? Yoksa her zaman sakıncalı ve uygun
değildir?. Örneğin çocuk evde ıslık çalıyordur
ANNEMİZİN
DURUMLARI ANNEMİZİN DAVRANIŞI
a) Dinlenmiş ve el işini yapıyor. Çocuğun davranışı normal
algılanır.
b) Stresli ,başı ağrıyor. Sinirlenir.Kızar ve bağırır.
Olay aynı olaydır.Fakat annemizin verdiği tepkiler farklıdır.Çocuk
annesinin ne zaman iyi ne zaman kötü olduğunu anlamak ve ona göre
davranmak zorundadır.Peki ne zaman doğru anı yakalayabilir?...
Diğer bir örnekse.Çocuk eliyle yemek yiyor ve bir kısmını da
döküyor.
a) Evde yabancı kimse olmadığı için "Çocuktur,bırak
yapsın."Deniliyor ve normal karşılanıyor.
b) Evde misafir olduğun da ise "Aaa! Ne ayıp hiç elle yemek yenilir
mi?Bak yere de dökmüşsün .Pis çocuk oldun şimdi.Aslında hiç böyle
yapmazdı .Bu gün buna ne oldu bilmem."denilir.
Yukarıda vermeye çalıştığımız örneklerin sayısını
çoğaltabiliriz.Davranış aynıdır ama verilen tepki aynı mıdır?Çocuk
olsanız siz ne düşünürdünüz ?
Anne baba arasındaki tutarsız olan eğitim görüşleri de
önemlidir.Annenin ak dediğine baba kara diyor mu?Anneden evet cevabı
gelirken baba kesinlikle olmaz diyor mu? Çocuğun yaptığı bir
davranış anne tarafından hoş görülü- yor,baba tarafından
cezalandırılıyorsa ,çocuk"Bu hareketi annemin yanında rahatlıkla
yapabilirim .Ama babamın yanında yapmamalıyım." demektedir.Bu da
çocuğu "Her türlü davranışı yapabilirsin yeter ki yerini ve zamanını
bil." Anlayışına götürebilir.
Anne babanın çocuğun yanında ve onun hakkında birbirlerini
eleştirmeleri,birinin olumlu yaklaşımına diğerinin olumsuz tutumu
veya anne ya da babadan herhangi birisinin devamlı çocuğun tarafını
tutuyor olması ,çocuğu koruyup kollaması ve karşı tarafı düşman
kuvvet ilan etmesi,çocuğa yargıç rolü oynatılması da çok sıklıkla
rastladığımız eğitim yanlışları içerisinde yer almaktadır.
Unutulmamalıdır ki çocuklar en başta da söylediğimiz gibi çok iyi
gözlemcidirler. En iyi gözlemledikleri kişilerse anne baba olarak
bizleriz.Bu etkili gözlemleri sonucunda çocuk anneyi ve babayı nasıl
kullanabileceği- ni,onlardan nasıl yararlanabileceğini çok çabuk
öğrenir.
Anne baba mutlaka aynı eğitim görüşüne sahip olmalıdır.Baba çocuğa
bir suç işlemesi sonucunda ceza verdiğinde anne hemen "Annelik
şefkat duygu- larını kabartarak" çocuğu kucaklayıp
sevmemelidir.Aldığı cezanın niteliği ,hangi davranışın sonunda
aldığı,çocuğa mutlaka açıklanmalıdır ki çocuk bir daha aynı
davranışı tekrarlamasın .
Bir tutarsızlık ve dengesizlik örneği de anne babanın kendi
şahıslarında yaşanabilir.Örneğin:
Anne :"Oğlum oyuncaklarını topla."
Çocuk :Uzun süren bir sessizlik ve anne cevap alamıyor.
Anne :Hadi benim tatlı oğlum şu oyuncaklarını toplayıver.Bak
birazdan misafirler gelecek Evimiz dağınık olmasın,sonra "Bak ne pis
evleri varmış" derler.
Çocuk :Toplamayacağım işte,daha ben oynayacağım.
Anne: Hadi kalk topla diyorum sana!Daha bir çok işim var,senin
oyuncaklarınla şimdi uğraşamam.
Çocuk : Top-la-ma-ya-ca-ğım
Anne çok sinirlenir.Bağırmaya başlar.Çocuk yine oyuncaklarını
toplama-makta direnince anne kendini tutamaz ve çocuğunu döver.
Böyle bir durumda çocuğa sözünü dinletmek için çaba sarf eden
annenin,bir isteğini yaptırmak için önce yumuşak tonda konuştuğu ve
derdini anlatmaya çalıştığı ,olumsuz yanıt alınca sesini yükselttiği
,çocuğun isteğini yerine getirmemesi halinde onu cezalandırdığını
,çocuk yüksek sesle ağlamaya başladığında ise çocuktan özür dilemeye
başladığı görülmektedir.Annelik duy- guları ağır bastığı için
çocuğun ağlamasına dayanamamakta ve hemen yaptıklarından pişman
olmaktadır.Böyle bir ailede yetişen çocuk sık sık bu ikilemleri
yaşar.Annesi onu seviyor mu? Dövüyor mu ? belli değildir.
Bazen anne babalar çocuğun verdiği tepkilere karşı nasıl davranması
gerektiği konusunda kararsız kalabilmektedir.Bazen gülüp geçmekte
bazen de "Acaba hatalı mıyız?"şeklinde düşünmektedirler.
Ailede dengesizlik ve tutarsızlık çocuklar arasında ki davranışlarda
farklılıklar ortaya çıkarabilmektedir.Hiçbir anne ve baba çocuk
ayırımı yaptığını kabul etmez."Beş parmaktan birini kes bakalım
hangisi acımayacak."denilirken beş parmağın eşit yaratılmadığının ve
hepsinin birbirinden farklı olduğunun acaba farkında değiller
midir?.Bütün çocukların eşit düzeyde sevildiklerini söylemelerine
rağmen kimi anne babanın bazı çocuklarını daha çok sevdikleri
gözlenmektedir.Böyle durumlarda anne babalar sevdikleri çocuklara
daha fazla zaman ayırır ve onları kayırırlar.Evdeki diğer kardeşler
bu durumu fark ettikleri andan itibaren hem anne babaya hem de
kardeşlerine karşı kıskançlık ve kin duyguları beslemeye
başlarlar.Anne babanın gözündeki bu kardeşi düşürmeye ve onu
kötülemeye çalışırlar.Amaç anne ve babadan biraz daha fazla ilgi ve
sevgi koparabilmektir.
Anne ve babaların çocuklar arasındaki tutarsız ve ayırımcı davranış-
larından bir başkası ise kız erkek çocuk ayrımıdır.Erkek çocuklar
kız çocuklara oranla daha ayrıcalıklıdırlar .Erkek çocuklar el
üstünde tutulurken kız çocuklar daha geri planda yer almaktadır.Bazı
aileler de ise durum tam tersine olabilmektedir.
Çocuğa verilen eğitim türünde de tutarsızlık görülmektedir.Anne
babalar çocuklarına karşı bazen çok hoşgörülü,bazen katı,bazen
demokratik bazen de vurdumduymaz davranabilmektedirler.Bu durumda
çocuğun kafası oldukça karışmaktadır.Hatta eğitimdeki bu tutarsızlık
anne baba arasında da görül- mektedir.Bazen sadece anne tutarsız
davranırken bazense baba tutarsız davranabilmektedir.Çocukta bu
nedenle dengesiz hareketler sergile- mektedir.Çocuk müneccim
değildir ki anne babasının ruh durumunu önceden tahmin edebilsin ve
ona göre davranabilsin.
Büyük çocukların yetiştirilme tarzı ile küçük çocukların
yetiştirilme tarzları arasında farklılıklar görülmektedir.İlk çocuğu
yetiştirirken daha otoriter,kuralcı ve hatalı olurken,ortanca
çocuklara ise biraz daha esnek davranılmakta ,küçük çocuklar da ise
daha sevecen ve hoş görülü olunmaktadır..Anne babaların küçük
çocukları daha fazla korudukları ve büyük çocuklara ise erken yaşta
fazla sorumluluk yüklenildiği de diğer bir gerçektir.
"Çocuklara boyun eğmede" anne babanın yaptığı diğer bir eğitim
hatasıdır.Anne baba çocuğun eve hakim ve hükmeden kişisi olduğunu
kabul etmiştirler."Aman ağlamasın.Hasta olmasın.Zaten özürlü biz onu
üzmeyelim .O tek çocuğumuz onun istediğini yapmayacağız da kimin
istediğini yapacağız?..."Gibi düşüncelerden yola çıkan anne babalar
bir müddet sonra çocuğu hiçbir şekilde frenleyemez hale
gelirler.Çocuk ev içinde ve evin dışında da her zaman ve her yerde
kendi dediğinin olmasını ister. Anne babaya dediklerini yaptırmaya
çalışır.
DENGESİZ,KARARSIZ
VE TUTARSIZ ANNE BABA TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE
KALICI ETKİLERİ
Çocuk hangi davranışın nerede ve ne zaman yapılmayacağını
kestiremez.Neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemez.Ayrıca çocuk
yaptığı davranışın doğru olup olmamasından daha çok "Ne zaman
yaparsam cezadan kurtulabilirim." Düşüncesiyle ilgilenir."Her şey
yap ama cezadan nasıl kurtulabileceğini bul." Tekniğini geliştirir.
Çocuk kendini kanıtlamak ve dikkatleri üzerine çekmek için sinirli,
ürkek yumuşak huylu,ılımlı ,söz dinleyen bir çocuk olmak ya da kendi
benliğini ve bağımsızlığını göstermek için kavgacı,asabi,çabuk
kırılıp öfkelenen,tepkisel bir kişilik yapısı geliştirebilir.Her
şeyden önemlisi dengeli ve sağlıklı bir kişilik yapısı geliştirmek
için oldukça fazla çaba harcaması gerekecek- tir.Dengesiz,tutarsız
ve kararsız anne baba tutumu çocuğun kişilik gelişimini
baltalar.Çünkü çocuk her zaman "Neyi,nerede,ne zaman ve nasıl
yapmalıyım.?"sorularıyla o kadar meşgul olur ki o yapmaya kalkana
kadar başkaları çoktan eyleme geçmiş olur.Çocuk kendi kişilik
gelişimi sağlamak için oldukça uzun zaman ve emek harcar ama asla
istenilen sonuca ulaşamaz.
ABARTILMIŞ SEVGİ
VE AŞIRI KORUYUCU ANNE BABA TUTUMU
Aşırı istenilen,geç kavuşulan,tek çocuk,ilk çocuk,tek erkek veya kız
çocuk,en küçük çocuk,geniş bir sülalenin tek erkek çocuğu gibi
çocuklar genellikle abartılmış sevginin odak noktası olurlar.El
bebek gül bebek büyütülürler.Kucaktan yere indirilmezler.Genellikle
bu tür çocuklar erken konuşup geç yürürler.Aile tarafından çocuğun
her çağrısına cevap verilir.Bir kral gibi her dediği hiç istisnasız
anında yerine getirilmeye çalışılır.Bu tür çocukların üzerlerine
titrenir.Ağlamasın,üşümesin,terlemesin hasta olmasın, yorulup
incinmesin,mikrop kapmasın diye aile üyeleri ellerinden gelen tüm
gayreti gösterir.Adeta çocuk bir cam fanus içinde büyütülür.
Abartılmış sevgi ve aşırı koruyuculuk daha çok anne çocuk
ilişkisinde ortaya çıkmaktadır.Aşırı koruyuculuğun ve sevginin
altında yatan ana sebep annenin yalnızlığı ve hayattan özellikle de
eşinden ve evliliğinden beklediğini bulamamış olmasıdır.Aşırı
koruyucu anne çocuğuyla öyle bütünleşir ki onun büyüdüğünü ve
olgunlaşabileceğini asla kabul etmek istemez.Bu tür anne baba lar
(Çocuklar genelde üç yaşından itibaren rahatlıkla kaşık
kullanabilir)çocukları 8-9 yaşlarında olmasına rağmen yemeklerini
kendileri yedirmek isterler. Ergenlik çağında bulunan 13-14
yaşındaki çocuklarına kendileri banyo yaptırmak isterler.Çocuğun
veya gencin kıyafetlerini anne baba seçer.Çocuğa evde seçim
konusunda pek söz hakkı verilmez.Çocuk ergenlik çağına girmiş
olmasına rağmen anne çocuğuyla yatmak ister.Sebep olarak da
"Geceleyin çocuk korkulu bir rüya görür de, korkarsa ben onun sesini
duyamam,onun yanın da olmalıyım ."gibi bahaneleri vardır.Anne bu tür
davranışlarıyla çocuğu- na olan derin sevgisini dile getirdiğini ve
çocuğuna yardım ettiğini düşünmek- tedir.Ama gerçekte kendi
yalnızlığını ve mutsuzluğunu ,çocuğuna kendisini adayarak telafi
etmeye çalışmaktadır.Çocuğunu kendine aşırı bağımlı yaparak
kendisini değerli ve eşi bulunmaz hissetmektedir.Çünkü çocuk en ufak
davranışta dahi annesinin fikrini almaktadır.Anne çocuğu kendisine
tutsak etmekte ve bağımlı kılmaktadır.
Aşırı koruyucu ve abartılı sevgisi olan anne babalar çocuklarına
derin duygusal bağla bağlıdırlar.Anne baba çocukları için sebepsiz
yere aşırı kaygı içindedirler.Bu kaygı da onları çocuklarını aşırı
korumaya yönlendirir. Çocuğu mutlu edemeyeceklerini düşündükleri
için hep endişelidirler.Çocuğa karşı boğucu şefkat gösterirler.
"Çiçeğin suya ihtiyacı vardır ama çok sularsanız ölür gider."
Bu tür ailelerde çocuğa doğal yaşam hakkı verilmez.Onu ilgilendiren
kararlar da yaşı kaç olursa olsun fikri sorulmaz.Çocuğa ve onun
problemlerine karşı objektif davranılmaz.Çocuğun yanlışları anne
baba tarafından görülmek istenmez, olanlar ise bertaraf edilmeye
çalışılır. Anne baba çocuğa yaptırmak istedikleri bir davranış için
duygu sömürüsü,(yemedim yedirdim,giymedim sana giydirdim,gençliğimi
sana feda ettim..) metodu ve şiddetli şefkat yöntemi kullanırlar.
Aşırı bağımlı bir çocuk kendine ait bir kişilik yapısı geliştirmekte
çok zorlanır.Aşağıdaki örnek sanırım size biraz yardımcı olacaktır.
8 yaşındaki A.Ö. okul başarısızlığı nedeniyle annesi ile birlikte
sorunun çözümü için başvurmuştur.Kısa bir öz geçmiş ve genel
problemin hikayesi (Anemnez)alındıktan sonra çocuğun okul korkusu
geliştirdiğini tespit ettim.
Aramızda şu konuşma geçti.
En çok hangi yemeği seversin A.Ö. ?
Çocuk çekingen ürkek bakışlarıyla önce annesine sonra bana
baktı.Annesinin sorduğum soruya cevap vereceğini ümit ederek susmayı
tercih etti.
Peki patates kızartmasını sever misin?Diye sorduğumda ise annesine
yönelerek
"Anne ben patates kızartmasını seviyor muyum? dedi.8 yaşındaydı ve
hala hangi yemeği severek hangi yemeği ise sevmeden yediğinin
farkında dahi değildi.Çünkü bu güne kadar ona bu konu hakkında hiç
soru sorulmamıştı.
"En iyiyi anne baba bilir.Çocuk için en iyi kararları anne baba
almalıdır."Mantığı evde hakimdi.Çocuk okulda ailenin verdiği sevgi
ve desteği bulamadığı için okulu sevmiyor ve ders çalışmıyordu.Amacı
ise okuldan bir an önce kovulmak ve evde rahat bir hayat sürmekti.
Bu konuda verebileceğim diğer bir örnekse:
Çocuk 9 yaşında idi.Gece gündüz devamlı altını ıslatıyordu.Herhangi
bir fiziksel bozukluğu da bulunmuyordu.Yaptığım görüşmeler sonucunda
ise anne- nin çok titiz ve aşırı koruyucu olduğu ,bu nedenle de
ortalığı kirletecek düşün- cesiyle 5 yaşına kadar çocuğun devamlı
altının bağlandığı ve 5 yaşından sonra ise gece bezlenmesine devam
edildiği ,çocuk tuvaleti kullanmak istedi -ğinde ise normal
temizliğinin kendisi tarafından değil de annesi tarafından yapıldığı
öğrenildi.Çocuk tepki davranışı olarak artık devamlı altını
ıslatmayı tercih etmişti.Böylelikle annesine sinir krizleri
geçirttirerek ondan bir nevi intikam alıyordu.
Bu somut örneklerde anne babanın aşırı koruyucu tavır ve yoğun sevgi
bombardımana çocuğun tutulmasının ne kadar yanlış olduğu görülmek-
tedir.Çocuğun yeterli kas gelişimine sahip olduktan sonra tuvaletini
kendi kendisine yapmasına ve kendi başına yemek yemesine
,uyumasına,giyinip soyunmasına,kendi seçimlerinin
olmasına,arkadaşlarının davetlerine katılmasına ve onları davet
etmesine,psiko-sosyal gelişiminin tamamlanmasına sevgi ve
koruyuculukta ölçülü davranarak onlara yardımcı olmalıyız.Onlara
özerklik tanımalıyız.
ABARTILMIŞ SEVGİ
VE AŞIRI KORUYUCU ANNE BABA TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ
ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
Aşırı koruyucu ve abartılmış sevgi ile büyütülen çocuklar hayata ve
sosyal yaşama gereğince hazırlanamazlar. Hayattan edinmeleri gereken
deneyimleri edinmeden hayatla karşı karşıya kaldıklarında uyum
sağlamakta güçlük çekmektedirler.Ailenin sıcak kucağından ayrılmak
istemezler.Toplum içinde bu tür çocuklara"Anne kuzusu" veya "Süt
çocuğu" gibi isimler takılmakta ve bu şekilde muamele
görmektedirler.Beceriksiz, çekingen ve sakar görünür- ler.Atılım ve
başarma gücünden, kendilerini kabul ettirme istek ve yetene ğinden
yoksundurlar.İçlerindeki cevher kolay kolay su yüzüne çıkmaz .
Çoğunlukla başarısız ve mutsuz olurlar.Toplumsal yaşam bir kavga ve
bir güç yarışıdır.Çocuk bu yarışta baştan yenilgiyi kabul
eder.Çocukta yarışma isteği dahi görülmez.Aileden uzak yaşamak çocuk
için oldukça acıdır.
Ailenin aşırı hoşgörüsü ve çocuğa olan düşkünlüğü çocuğu bencil
yapar. Çocuk dünyanın merkezi olarak kendisini görür.Daima dikkat
çekmeye ve etrafındaki kişileri kendi emri altında tutup,hizmet
ettirmeye çalışır.Çok zayıf bir sosyal uyumu vardır.Arkadaş
çevrelerinde lider olmadığı zamanlar dışlanır- lar.Çocuk kendini
topluma kabul ettirmek için zaman zaman isyankar davranışlar
sergileyebilirler.
Çocuk ailesine olan bağımlılığını dış çevreye de genelleyebilir.Onu
himayesi altına alabilecek herkese karşı bağımlı olmaya
başlar.Yaşamı boyunca bu böyle devam eder. Ailesinden gördüğü sevgi
ve himayeyi de eşinden bekler.Hiç büyümeyen"Yetişkin-çocuk" olarak
kalırlar.
Anne baba olarak çocuğa doğal yaşam fırsatını vermeliyiz.Psiko-sosyal
gelişimi için yardımcı olmalıyız.Gelecekte girişimci,sosyal ve olgun
bir kişi olması için imkanları sağlamalıyız.
Çocuklar hayatları boyunca kendi ayakları üzerinde kendileri
durabil- melidirler.Anne baba olarak bizim görevimiz çocuklarımıza
iyi örnek olarak rehberlik etmek ve kendi başlarına sağlıklı ,mutlu
bir hayat sürmeleri için gerekli imkanları sağlamak ve eğitimi
verebilmektir.
GEVŞEK ANA BABA
TUTUMU
Gevşek ana baba tutumunda ana babanın çocuğa egemen olma ve onun
üzerinde baskı kurma eğilimi yerine ,çocuğun başına buyruk yetişmesi
dilediğince davranması ve çocuğun üzerinde aile denetiminin olmaması
vardır.
Çocuğun aşırı hareket ve davranış serbestliği vardır.Kendine ve
çevresine zarar verebilecek davranışlar da bile etkili denetimden
uzaktır. Müdahale kabul edilmez. "Bırak karışma! Neyin doğru neyin
yanlış olduğunu kendisi bulsun.Yaşayarak öğrensin."Mantığı ailelerde
söz konusudur.Çocuğa neyi yapması veya neyi yapmaması konusunda
bilgi verilmez.Örneğin çocuk yanan sobaya doğru gitmektedir."Eli
birazcık yansın sonra bir daha değil sobaya, sobanın etrafına dahi
yanaşmaz."denilir.Çocuk sobanın sıcak bir madde olduğu ve fazla
yaklaşınca insanın canını yaktığını acı bir tecrübe ile öğrenmiş
olur.
Çocuğa hiçbir zaman kesin kurallar belirtilmez.Aile çocuğun
davranışları canlarını çok sıktığı zamanlar da (ara sıra da olsa)
sert çıkışlarda bulunurlar. Ceza verirler,çocuğu kısıtlandırırlar ve
göz dağı verirler.Fakat bunların hiçbirin de caydırıcılık söz konusu
değildir.Çocuğa ceza verilir ama nedeni açıklan- maz.Suçunu kendisi
bilsin denilir.
Aile içinde çocuğa sayısız haklar tanınmıştır.Ancak çocuğun nerede
duracağı kesinlikle belirlenmemiştir.Kuralları uygulama ve denetleme
düzensizdir.Ana baba çocuğun yanlış davranışlarını görmekte ama"İyi
bir eğitim baskıcı değil,özgür olmalıdır."Düşüncesi ağırlıkta olduğu
için çocuğa sınırsız özgürlük tanımaktadırlar."Benim çocuğum ideal
davranışlara sahip olmalı."Demekte ve çocuğa küçük de olsa baskı
yapmamaktadırlar.Anne baba çocuğun davranışlarına karışmamakta
yalnız büyük bir problem olduğunda varlıklarını
hissettirmektedirler.
Çocuk merkezli bu tür ailelerden gelen ,her isteklerini yaptırmayı
alışkanlık haline getiren ,kural tanımayan bu tür çocuklar okullarda
ki kurallarla karşı karşıya kalınca hayal kırıklığına
uğramaktadırlar.Okula ve arkadaş çevresine uyum sağlamakta zorluk
çekmektedirler.
Gevşek ana baba tutumunda yetişen çocuklar bir müddet sonra anne
babalarını denetim altına alırlar.Şımarık olurlar.Çocuklukların da
her ortamda istediklerini elde ettikleri için doyumsuzdurlar.
Gevşek anne baba tutumu ev içinde geçerli olduğu gibi ev dışında da
geçerlidir.Tabii en büyük problem misafirliğe gidildiğinde veya
başka çocuklarla karşı karşıya kalındığında su yüzüne çıkar.Örneğin
ailece bir misafirliğe gidildiğinde ,çocuk merakı icabı "Vitrini
karıştırmak,evin altını üstüne getirmek "isteyecektir.Anne oturduğu
yerde gayet rahat el işini yapıyorken "Amaaaan! Ne oluçak
canım.Çocuktur merak eder.Karıştıracak ki öğrenebilsin.Şimdi
ağlamaya başlarsa hiç susmaz.Onu mu dinleyeceğiz?" Der ve genelde de
oturduğu yerden kalkmaz.Allah ev sahibine sabır versin demekten
başka denilecek çok fazla bir şey kalmamaktadır.Bu tür anne babalara
toplumumuzda "Dünya yansa hasırı yanmaz."denilir.
Unutulmamalıdır!Her çocuk önceleri küçüktür.Ama yıllar geçtikçe
büyü- mektedir.Anne babanın verdiği eğitim doğrultusunda toplum
içinde iyi veya kötü bir yere sahip olacaktır.Onları eğitip
şekillendirirken dikkatli olalım.Sonra eserimiz bizi mahcup etmesin.
GEVŞEK ANNE BABA
TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
Gevşek aile yapısında büyüyen çocuk ailede tek inisiyatif sahibi
olan kişidir.Aile bireyleri çocuğun isteklerine kayıtsız şartsız
uydukları için çocuk genelleme yapar."Annem,babam
,halam,dedem....komşular her dediğimi yapıyor.Demek herkese her
istediğimi yaptırabilirim."Düşüncesi çocukta hakim olur.Fakat dış
çevreye çıktığında işler hiç de evdekine benzemediğini görünce çocuk
hayal kırıklığına uğrar.Yolunda gitmeyen bir şeyler var.Benim
dediğim olana kadar ağlamalıyım."der ve basar yaygarayı.
Anne baba çocuğun haklarına ,rollerine,özgürlüğüne,sorumluluklarına
fırsat vermeli ve mutlaka sınır koymalıdır.Gevşek aile tutumunda
sınır yoktur.
Bu tür ailelerde yetişen çocukların genel özellikleri bencil
,sorumsuz , çabuk kızan,darılan,kırılgan,her dediğinin anında
olmasını isteyen , sabırsız , şımarık,zor sosyalleşen,antisosyal
davranış özellikleri gösterebilirler.Ayrıca kendilerine
olduklarından daha fazla değer verirler.Gururlu ,kibirli,kendini
beğenen bir kişilik özelliği de sergileyebilirler.Başkaları üzerinde
etkili ve kuvvetli olduklarından emindirler."Ben benden boyca ve
yaşça büyük insanları dize getirebiliyorum,diğerlerine hükmetmekte
çok zor olmamalıdır. " demektedirler.Bu tür çocuklar sosyal ortama
girdiğinde ve her dediğinin olmadığını görünce hayal kırıklığına
uğrar ve kendi iç kabuğuna çekilirler.
Bazen de yaratıcı ve bağımsız olabilirler.Bu özelliklerini iyi
yönlerde kullanabilirler.
Çocuk anneye babaya karşı tehditkardır."Dediğimi yapmazsanız hasta
olurum.Yemek yemem.Kendimi arabaların önüne atarım.Evden kaçarım.
Kapının camını kırarım..."gibi tehditlerde bulunur.Dediği olmayınca
da çoğunluk la tehditlerini uygulamaya koyar.Ailenin ilgisini çekmek
için bazen çok çılgın davranışlarda da bulunabilir.Ben merkezli bir
kişilik geliştirir.
AMAÇSIZ HOŞGÖRÜLÜ
ANNE BABA TUTUMU
Anne babanın çocuklarına karşı hoşgörü sahibi olmaları çocukların
bazı kısıtlamalar dışında ,arzularını ,diledikleri biçimde
gerçekleştirebilmelerine izin vermeleri anlamına gelmektedir.Düzeyli
hoşgörü sahibi olan anne babaların çocukları evlerine yönelik olumlu
bireyler olurlar.Hoşgörü normal düzeyde ise , çocuk kendine güvenen
,yaratıcı ve toplumsal birey olarak karşımıza çıkar.
Amaçsız hoşgörüde ise yukarıda anlatmaya çalıştıklarımdan biraz
farklıdır.Anne baba ev içinde ve dışında çocuğun kendilerini
rahatsız etmemesi şartıyla ,çocuğun tüm davranışlarında serbestlik
vardır. Çocuk bir müddet sonra anlar ki "Anne babayı rahatsız
etmezsem, her şeyi yapabilirim."Demeye başlar.
Böyle anne babalar hoşgörülü tutumlarından kolay kolay ayrılmak
istemezler.Çünkü çocuğa dilediğini vermenin ona karşı koymaktan daha
kolay olduğu düşüncesini kendilerine yerleştirmiştirler.Çocuğu en
kolay metotla büyütmektedirler.Çocuğun istekleri "Bırak ver de
ağlamasın,çocuk üzülmesin." Veya "Çocuktur yapar,siz hiç çocuk
olmadınız mı?"denilerek yerine getirilmeye çalışılır.Kendi
yaşamadıkları çocukluklarının ;çocukları tarafından yaşanmasını
isterler.
Böyle bir tutum çoğunlukla çocuğu cezalandırmaktan korkmanın ve
çocuğa bebek muamelesi yapmanın bir dönüşümü olarak ortaya
çıkmaktadır.
AMAÇSIZ HOŞGÖRÜR
ANNE BABA TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI
ETKİLERİ
Seviyeli hoşgörülü bir ailede yetişen çocuğun kişiliği olumlu olarak
etkilenir.Baskıdan uzak olması nedeniyle daha yaratıcı ve kendinden
emindir.
Amaçsız hoşgörülü aile ortamında yetişen çocuk boşlukta
gibidir.Başka çocukların ve toplumun içine girdiği zaman
çekingenlik, ürkeklik , göstermek- te,grup içinde etkin rol
alamamakta ,grubun önemsiz işlerini yapmaya eğilim
göstermekte,dolayısı ile güvensizlik içinde ve endişeli
olmaktadır.Çünkü evin dışındaki kurallar ev kuralları ile çok
farklıdır.Evde tek kural vardır."Anne babayı kızdırma!"
Topluma dahil olabilmek için kavgacılığı, hırçınlığı ,agresifliği
,kırıcılığı geliştirebilir.İletişimi bu olumsuz özelliklerle kurmak
isteyebilir.Grubun lideri olup yönlendirmek isteyebilir.Grubun
onayını kazanmak için yasa dışı işler yapabilir.Böylece ana
babalarından yeterli ilgiyi görmeyen ama serbestliği olan çocuklar
ya edilgen ya da etken olarak arkadaşlarından onay ve ilgi almaya
çalışırlar.
MÜKEMMELİYETÇİ
ANNE BABA TUTUMU
Mükemmeliyetçi anne baba her şeyin en iyisini çocuğundan
bekler.Kendi gerçekleştiremediği yaşantıları çocuklarının
gerçekleştirmesini ister. Mükemmeliyetçi anne babanın çocuğu sınıfın
birincisi ve hatta okulun birincisi olmalıdır.Ayrıca çok iyi resim
yapmalı,şarkı söylemeli,iyi konuşmalı,lider olmalı, iyi
yüzmeli,koşmalı herkesin parmakla göstereceği örnek davranışlar
sergileyen çocuk olmalıdır. Hayır !Böyle ailelerde çocuk asla çocuk
olmaz.Çocukluğunu yaşayamaz.
Bu tutumda olan anne babalar çocuğu olduğu gibi kabul etmez.Onun her
zaman (Number one) (bir numara) olmasını isterler.Bilgi yönünden iyi
yetişmiş olmasını istediği gibi bedensel,zihinsel yönden gelişmesi
için özel eğitime tabii tutarlar.Çocuğun eksik olduğu kısımlar var
ise özel derslerle bu yönü telafi etmeye çalışırlar.Çocuğun
kaldırabileceğinden çok daha fazlası ona yüklenir. Çocuğun yanlış
yapmaya kesinlikle hakkı yoktur.Mükemmeliyetçi ailelerde anne
babaların kuralları ve kalıpları vardır.Çocuklarda bu kurallara
uymak zorundadır.
Mükemmeliyetçi anne babalar çocuklarından aşırı din,ahlak ve toplum
kurallarına uyum beklerler.Kendi çocuklarına bütün çocukça
davranışlar yasaklanır.Çocuğun arkadaşlarının seçimi de aileye
aittir.Örneğin:
Çocuk sonradan bir problem çıkmasına engel olmak için annesine
gelerek "Anne karşı mahalleden Ahmet/Sema var, babası işçi ,onunla
arkadaş olabilir miyim?" diye sorar.Anne hemen "O çocuğun ailesi iyi
değil,Kendiside oldukça görgüsüz ve pis,Ahmet/Sema sana uygun bir
arkadaş değil (Kişilik, görünüm,maddiyat,eğitim, aile yapısı ...ve
diğer nedenler)nedeniyle o çocukla arkadaş olman uygun değil bir
daha seni onun yanında dahi görmek istemiyorum." Der.Çocuk son bir
gayretle itiraz etmeye çalışır ama nafile .Anne babalar çocuklarının
kendi çocuklarına benzeyen çocuklarla arkadaşlık kurmasını
isterler.Diğerleri için çocuğa kesinlikle izin vermezler.
Çocuk anne babanın kurallarına ters olan hareketlerde bulunduğunda
çocuğa verilen cezalar da katı ve sert olmaktadır.Önce duygusal
sömürü demagoji "Saçımı senin için süpürge ettim, hayırsız
evlat,ölürsem hakkımı helal etmeyeceğim....gibi"eğer bunlar işe
yaramazsa fiziksel şiddet yani dayak uygulanmaktadır.Ve tüm bunlar
"Çocuğumun iyiliği için"mantığından yola çıkılarak yapılmaktadır.
Mükemmeliyetçi anne babalar çocuklarından aşırı titizlik ve temizlik
beklerler.Çocuğun azıcık üstünü kirletmesi dahi büyük bir olay
haline getirilir. Dört dörtlük insan projesi çocuğa çizilerek "İşte
sen böyle olmalısın. " denilir.Anne babanın çocuktan beklentileri
çocuğun kapasitesinin çok üstündedir.Çocuk devamlı onların
istedikleri kalıba uymak zorundadır.
Evde daha çok askeri eğitim sistemi hakimdir.Sabah kalkış saat
8.00,kahvaltı 8.30...çocuğun akşam yatış saati 21.30
şeklindedir.Evde her şey bir kurala bağlanmıştır.
Mükemmeliyetçi anne babalara sesleniyorum.Çocuklarınıza
çocukluklarını yaşama fırsatı verin.Geçen günler özellikle çocukluk
günleri bir daha asla geri gelmez.Bırakın çocuklarınızın da neşeyle
anlatabilecekleri çocukluk yaşantıları olsun.Hiç kimse mükemmel
olamaz.Hepimizin eksik yönleri mutlaka vardır.Kendimizin bir devamı
değildir çocuklarımız.Kendi yaşamadığımız yaşantıları onlardan
beklemeyelim.Çünkü bizim hayatımız bize çocuğumuzun hayatı ise ona
aittir.Amacınız motomot bir robot yetiştirmekse tercih sizin.
MÜKEMMELİYETÇİ
ANNE BABA TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI
ETKİLERİ
Mükemmeliyetçi anne baba tutumuyla yetişen çocuklar ağır nörotik
gelişim gösterirler.Kişilik ve karakter yapıları genelde çok
katıdır.Esneklik görülmez.Onlar için bir şey ya siyahtır ya da
beyaz.Hayatlarında gri ve diğer renkler yer almaz.Bir şey veya kimse
ya iyidir ya da kötü.
Çocuk daima bir çatışma içindedir.Kendi doğal iç güdüleri ve ağır
kurallar arasında sıkışıp kalmıştır.Sürekli sevgi ve nefret karışımı
duyguları aynı anda yaşar.
Çocuk her işte en iyisi ve en üstünü olmak ister.Fakat her işte
istediği seviyeyi yakalamayınca hayal kırıklığına uğrar.Aşağılık
duygusu çocukta gelişir."Bu durumu anne babama nasıl
açıklarım?"düşüncesi çocuğu hiç yalnız bırakmaz.
Anne baba doyumsuz olduğu ve hep daha hep daha dediği için çocukta
da doyumsuzluk yerleşir.Çocuk nerede durması gerektiğini bilemez.Son
noktayı onun yerine başkaları koyar.
KABUL EDİCİ,GÜVEN
VERİCİ HOŞGÖRÜLÜ VE DEMOKRATİK ANNE BABA TUTUMU
Anne babanın çocuğu kabulü,sevgi ve sevecenlikle ele alması,çocukla
ilgilenmesi şeklinde davranışa yansımaktadır.Kabul eden anne
baba,çocuğun ilgilerini göz önünde tutarak ,onun yeteneklerini
geliştirecek ortamı çocuk için hazırlar.Kabul gören çocuk,genellikle
sosyalleşmiş,işbirliğine hazır,arkadaş canlısı,duygusal ve sosyal
açıdan dengeli ve mutlu bir bireydir.
Anne baba birbirlerine ve çocuklarına karşı olan duygularında net ve
açıktır.Aile içinde güven ve şeffaflık vardır.Aile
huzurludur.Problemlerle nasıl baş edebileceklerini birlikte
araştırırlar.Bu ortamda yetişen çocuğa kişilik özelliği olarak aynen
yansır.
Ana babaların çocuklarına karşı hoşgörülü sahibi
olmaları,çocuklarını desteklemeleri,bazı kısıtlamaların dışında
çocuğun istek ve arzularını yerine getirmeleri anlamına gelmektedir.
Her çocuk kabul edilmek ve yaptığı davranışın sonucunda onaylanmak
ister. Büyük veya küçük olsun yaptığı davranışın sonucunu görmek
ister."Aferin,bak ne güzel de yapmışsın ,bu konuda oldukça
başarılısın."Deyip çocuğun başını okşamak ona dünyaları vermekle
eşdeğerdir.Çocuk başardığını ve onaylandığını gördükçe daha fazla
başarmak ve daha fazla onay ve övgü almak isteyecektir.
Eğer aile ortamı çocuğa kendi benliğini,kimliğini ,duygu ve
düşüncelerini anlatma özgürlüğü veriyorsa çocuk sağlıklı bir biçimde
olgunlaşma yolunda gelişir. Ana babanın denetimli serbest bırakması
çocuğun kendisini geliştirici imkanları önüne sunması demektir.
Çocuk daha yaratıcı ve daha toplumsal bir birey olarak yetişecektir.
Bu tutum içersindeki ana babalar olgun insanlardır. Aileyi
ilgilendiren kararlar alınırken çocuğunda fikri alınır."Daha o
çocuk. Bu işten o ne anlar."Mantığı bu aileler de görülmez.Bu tür
ailelerde çocukta bizimle yaşıyor. Ve alacağımız kararlarda onun da
söz hakkı olmalıdır. Düşüncesi hakimdir. Aile fertlerinin hepsinin
eşit söz ve oy hakkı vardır. Çocuğun bir birey olarak ailesini sevip
sayan ama bağımsız bir fert olması gerektiği inancı mevcuttur.
Çocuğa sevgi ve saygı gösterilir. Çocuğun kendi düşünce ve
fikirlerini (ne kadar mantıksız olursa da olsun) açıklama fırsatı
verilir. Çocuk susmaya değil konuşmaya teşvik edilir.
Aile her şeyden önce çok iyi rehberdir. Çocuğa yol gösterilir ama
alacağı kararlar konusunda serbest bırakılır çocuğa bir çok
alternatif sunulur . seçim sadece çocuğa aittir. Seçimin sonucuna
katlanması da çocuğundur. Böylelikle çocuğa nasıl karar vereceği
aldığı kararların sonucuna da nasıl katlanacağı öğretilir."Karar
senin kararın. Sonuçta aldığın karar kadar senin çünkü yaşadığın
hayat sadece ve sadece sana aittir."Düşüncesi ailede hakimdir.
Çocuğun ailede kendine özgü bir yeri vardır. Ailenin diğer
üyelerinin istek ve ihtiyaçları , denge içinde karşılanır.
Böyle bir ailede evde ve toplum da kabul edilen ve edilmeyen
davranışların sınırları bellidir. Çocuk neyi nerede yapacağını veya
yapmayacağını bilir. Ev ve toplum kuralları, çocuğa anlatır. Ve
bizzat uygulaması yapılır. Her şeyden önce anne ve baba iyi bir
modeldir. Çocuklarında görmek istemedikleri davranışları kendileri
de yapmazlar. Çocuk sınırlar için de özgürdür. Sözleri dinlenir
yetişkinler tarafından kendisine değer verildiği ve önemsendiği
çocuk hisseder. Kendine ait bir saygı ve özgüven geliştirir.
Özellikle çocuğa şiddet ve duygusal yaptırım gücü yerine ona
anlatarak ve onu ikna ederek denetlemeyi seçen anne babanın
çocukları: anne babaların duygu, düşünce değer ve beklentileri
hakkında sebepleri ve sonuçları konusunda bilgi sahibidirler.
Çocuklar buna göre hareket ederler. Evde hangi davranışın sonucunun
ne olacağı önceden belirlenmiştir.
Demokratik ailede yetişen birey , hem davranış seçiminde kendini
özgür görebilir, hem de seçimleri hakkında kısıtlanacağından
çekinmeden anne ve babasına danışabilecek onlarla fikir alış
verişinde bulunabilecek durumdadır. Aile fertleri arasında açık ve
net bir iletişim söz konusudur. Duygu ve düşünceler açık kalplilikle
ifade edilmektedir. Problemlerde yine aynı şekilde konuşarak ve ikna
edilerek çözüme ulaştırılmaya çalışılır. Çözüm ararken de demokratik
yollara baş vurulur.
KABUL EDİCİ, GÜVEN
VERİCİ VE DEMOKRATİK ANNE BABA TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ
ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
Demokratik ve güven verici bir ortam da yetişen çocuk , kendine ve
çevresine saygılı ,sınırları bilen ,yaratıcı,aktif, etkin, girişken,
yaratıcı ilişkiler kurabilen, kendine karşı fikirlere saygı duyan,
kendi inandıklarını sonuna kadar savunabilen ,atılgan, fikirlerini
serbestçe söyleyebilen ve kendine ait fikirleri doğrultusunda
hareket eden , kişilik ve davranışları açısından dengeli sorumluluk
duyguları gelişmiş, kurallara ve otoriteye karşı körü körüne bağlı
olmayan, hoşgörülü ,açık fikirli , anlaşılır, toplumsal ve uyumlu
bir birey olarak yetişir.Böyle özelliklere sahip olan çocuğu kim
istemez ki ?
Şimdiye kadar anlatmaya çalıştığım anne baba tutumları içinde en
sağlıklı ve başarılı olanı"güven verici" "kabul edici"
"destekleyici" "hoşgörülü" ve "demokratik" anne baba tutumudur.Ancak
bu esnek yaklaşım için de bedensel , zihinsel, ve ruhsal açıdan
sağlıklı bireyler yetişebilir.
KARAR SİZİN...
ÇOCUĞUNUZU NASIL YETİŞTİRMEK İSTİYORSUNUZ?
Çocuğunuza şimdi uygulamış olduğunuz eğitim tarzının olumlu ve
olumsuz yönleri nelerdir?
Yetiştirdiğiniz bir insan. Dönüşü olmayan hatalar yapmamak
için,neler yapmalıyız? Henüz her şey bitmiş değil.
Çocuğunuza iyi bir eğitim verebilmek ve her açıdan sağlıklı bireyler
yetiştirebilmek, hepimizin amacı . bu amaç doğrultusunda neler
yapabiliriz?
ANNE BABALARA
ÇOCUK EĞİTİMİ KONUSUNDA GENEL TAVSİYELER
Çocuğunuz, evet! Sizin ve eşinizin çocuğu öncelikle onu benimseyin
ve her haliyle onu kabul edin.Onu sevin sevmeye ve sevilmeye
hepimizin ihtiyacı var. Şimdiden karşılığını yıllar sonra alacağınız
bir yatırım yapın ve çocuğunuzla ilgilenin.
0-6 yaş arası çok önemli .Bu yaşlar arasında çocuğunuzla kurduğunuz
ilişki ömür boyu kuracağınız ilişkinin temelini oluşturacaktır.
Temeli iyi atın ki binanız sağlam olsun.
Çocuğunuza iyi bir örnek ve iyi bir model olun. Ona ne verirseniz ,
size de aynısını geri verecektir. Doğru, dürüst olmasını
istiyorsanız. Siz de yalan söylemeyin.
İçinizdeki çocuğa seslenin , onu oradaki uykusundan uyandırın.Kendi
çocukluk yıllarınıza dönün. Neler hissettiğinizi neler yaşadığınızı
düşünün. Çocuğunuzu anlamak şimdi daha da kolaylaşacaktır. Çocuğunuz
kendisini sizin yerinize koyamaz çünkü o sizin yaşadıklarınızı henüz
yaşamadı.Ama siz kendinizi onun yerine koyabilirsiniz.Çocuğunuzla
empati kurun. Çocuğunuza mutlaka "Seni anlıyorum."Mesajını gönderin.
Kaç tane çocuğunuz olursa olsun,ikiz de olsalar hepsi ayrı
yaratılmıştırlar. Çocuklarınız eşsizdir. Bir eşleri ya da benzerleri
bulunmaz.O yüzden tüm çocuklarınızı aynı kalıba sokmayın her birinin
ayrı ayrı yetenekleri ve özellikleri mevcuttur.
Çocuklarınıza birer birey olarak saygı gösterin.Çocuğunuza yapabile-
ceğiniz en önemli yardım; geri planda kalarak kendi benliğinin
gelişmesinde, kendine ait bir kişilik geliştirmesinde yardımcı
olabilmektir.
Çocuğun güçlü bir kişilik yapısına sahip olabilmesi için de tutarlı
bir aile ortamında yetişmesi gerekmektedir. Yetişkinlerin yönettiği
uyumlu , tutarlı, dengeli,sevgi ve saygı ilişkisine dayalı baskıcı
olmayan bir aile ortamına her çocuğun ihtiyacı vardır.
Çocuğunuzun , çeşitli davranışlarını sınırlandırabilirsiniz. Ama
asla çocuğunuzun duygularını ve hayallerini sınırlandıramazsınız.
Onun duygularını önlemeye çalışmayın aksine onun duygularını
düşüncelerini dile getirmesini sağlayın.Onunla her fırsatta konuşun.
Çocuklarınızın davranışlarını kontrol altında tutabilmek için , akla
ve mantığa uygun sınırları ve kuralları eşinizle (ailenizle)
birlikte koyun. Koyduğunuz kurallar uygulanabilir olmalıdır.
Kuralları hemen uygulamaya geçin. Unutmayın tüm çocuklar için reçete
gibi kurallar yoktur. Çocuğunuzun yapısına ve yaşadığınız ort
Kaynak:
rehberliknet.com.
|
|